Blog

Fotokopi Makinasının Tarihçesi

Bu yazımızda fotokopi makinalarının ve fotokopinin tarihçesi bu güne ulaşmasındaki geçen süreçleri aktaracağız.

Fotokopi, ışık, ısı, kimyasal madde ya da elektrostatik yüklerin etkisiyle yazı ya da çizim kopyalarının çıkartılması işlemidir. Belgelerin yaş fotoğraf baskısından başka işlemlerle çoğaltılmasına duyulan ihtiyaç çeşitli yeni tekniklerin gelişmesine yol açmıştır. 1950’li yıllarda yaygınlaşan yayınımlı aktramalı işlemde, yarı saydam bir kağıt üzerinde çoğaltılacak görüntünün şablonu hazırlanıyor, ardından bu şablon ışığa duyarlı negatif bir kağıt üzerine yerleştirilerek pozlanıyordu. Buna pozlama adı veriliyordu. Daha sonra negatif, pozitif aktarma kağıdının üzerine bindirilerek banyo ediliyor ve böylece pozitif görüntü aktarılmış oluyordu. Daha sonraları görüntünün aktarma işlemi yerine doğrudan duyarlı kağıt üzerinde elde edildiği ve geliştirme banyosu olarak amonyak buharının kullanıldığı çoğaltma/kopyalama teknikleri geliştirildi.

1950’li yılların başlarında yaygınlaşan bir başka fotokopi yöntemi de kızılötesi ışığın ısısından yararlanılan termografiydi. Bu yöntemde duyarlı kopya kağıdı aslı ile üst üste yerleştirilerek kızılötesi ışınlara tutuluyordu. Aslındaki harflerin ya da çizimlerdeki çizgilerin ve gölgelerin oluşturduğu koyu bölgeler ışınları soğutuyor ve böylece bunların görüntüsünü kopya kağıdı üzerine aktarıyordu.

Modern fotokopi makinalarında kullanılan en yaygın yöntem kserografidir. 1937’de ABD’li fizikçi Chester F. Carlson tarafından geliştirilen ve ancak 1950’lerde yaygınlaşan bu yöntem elektrostatik yüklerin ve ısının etkisine dayalı bir kurubasım tekniğidir. İşlemde bazı maddelerin ışıl iletkenlik özelliğinden yararlanılır. Örneğin selenyum zayıf bir iletken olmakla birlikte, üzerine ışık düşürüldüğünde elektriksel olarak iyi bir iletken durumuna dönüşür. Kserografide genel olarak selenyum katmanıyla sıvanmış alüminyum tamburlar kullanılır.

Posted in: 1- ÇÖZÜMLERİMİZ, Baskı Çözümleri

Leave a Comment (0) ↓

Yorum yazabilirsiniz